Almak İçin Önce Vermelisiniz

Geçtiğimiz hafta “Güven Oluşturma” eğitimi verirken ders esnasında kendimi katılımcılara şu nasihatı verirken buldum: “Tıpkı diğer her şeyde olduğu gibi, bu hayatta da ne ekersen onu biçersin.”

Tam olarak nereden geldi emin değilim ama sanırım yıllar boyu annem, öğretmenlerim, koçlarım ve yöneticilerimin bana verdiği nasihatlerden olmalı. Eminim size de aynı öğüt bir şekilde verilmiştir. Aslında bu gerçekten de iyi bir öğüt çünkü gerçek.

Konu güven olduğunda ise, bu söz özellikle gerçek ve önemli. Bakın, taraflardan biri güvendiğini göstermeden, güven asla başlamaz. Çünkü işin içinde risk vardır. Risk ve güven hep iç içe geçmiştir. Eğer gerçek bir risk yoksa o zaman güvene de ihtiyaç yoktur.

Başkaların karşı savunma kalkanlarınızı indirebilmeniz için güvene ihtiyaç vardır. Bir ilişkinin beraberinde getirdiği risk ile karşı karşıya kaldığınızda iki seçeneğiniz vardır: Ya kendinizi korumak için savunma kalkanlarınızı indirmez ve karşınızdakine güvenmezsiniz ya da karşılıklı olacağına ve her iki tarafın da fayda sağlayacağı inanarak aranızdaki güveni artırabilirsiniz.

Karşılıklı olması, güvenin oluşması için kilit faktördür. İlişkilerde karşılıklılık ilkesi olarak bilinen bir sosyal dinamik vardır. Temelde, biri bize iyi bir şey yaptığında, mesela bize bir hediye aldığında, sevgisini gösterdiğinde, nezaket gösterdiğinde veya affettiğinde biz de içgüdüsel olarak ona iyi bir şekilde karşılık vermek isteriz. Biri bize düşmanca veya acımasızca davrandığında ise biz de ona acımasız ve düşmanca bir tepki veririz.

Bugünlerde kamusal alanda, olumsuz karşılıklılık norm haline geldi. Çatışan gruplar birini aralarına almak için eşsiz bir şart getirdiler: ya benimlesiniz ya da bana karşısınız. Bize karşı olduğuna inandığımız kişileri düşmanlaştırdık. Artık onurlu, farklı fikirlere sahip iyi niyetli insanlar değiller. Onlar ne pahasına olursa olsun güvenilemeyecek düşmanlar. Gitgide daha çok negatif bir tutum ile sıfır güven döngüsüne giriyoruz.

Pollyanna değilim ve herkese her zaman körü körüne güvenmeniz gerektiğini söylemiyorum; bu aptallık olur! Daha çok güvenmeden önce, kişinin güvenilirliğini tartmanız gerekir. Bununla birlikte, kendinizi hiç veya nadiren güvenmeye istekli buluyorsanız, sizi güvenmekten alıkoyan bazı temel sebepler olabilir. Bu sebepler aslında sizin gibi pek çok kişiyi etkilemektedir. Bu konu hakkında makalemi buradan okuyabilirsiniz.

Toplumun her alanında, liderler, güvenle liderlik yapmaya geri dönmelidir. Güvenimizi gösterirken akıllıca ama cesur davranmalıyız. Etkileşim içinde olduğumuz herkese güvenimizi gösterirken akıllı ama cesur olmalıyız. Onların da gösterdiğimiz güvene nezaket ile cevap vereceklerine inanmalıyız. Güven güveni doğurur. Karşılıklılık ilkesi.

Almak için önce vermelisiniz. Güvenle çalışma yolu budur.

@RandyConly

İlginizi çekebilecek diğer yazılar...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir